Oda karanlığa gömülmüş, ağır nefesler arasında kıvranırken tombul adamın gözleri Angela Allison’ın bedeninde gezinip duruyordu. Kadının dolgun hatları, hafif terle parlayan teni, adamın içindeki hayvanı uyandırıyordu. Ellerini amcığını sıkıca kavrayıp yavaşça aşağı indirdiğinde, Angela’nın ince beliyle kalçalarının arasındaki o sıcak boşluk çağrıda bulunuyordu. Yarağını ıslak amcığa dayarken, sert darbelerle içine girmesine izin verdi; gıcırdayan yataktan gelen sesler, bedenlerin çarpışmasını ve inlemelerini daha da yoğunlaştırıyordu.
Angela’nın yüzündeki acı-tatlı ifadeler adamın canavarını tetikliyordu. Gözleri kıvrılmış, dudakları aralanmıştı; her hareketinde sanki biraz daha teslim oluyordu bu vahşi kökleme seansına. Adam sertçe içine penetre ederken, kadının amcığını başıyla yalıyor, elleriyle de kalçalarını sıkarak onu daha hızlı sarkıtıyordu. Ağzından çıkan ağır nefeslerle birlikte “Daha sert dayayacağım seni…” diye hırladı adam. Her sikis hareketinde derinlerde bir yerlerde patlayacakmış gibi gerilen kaslar ve yükselen tatmin birbirine karışıyordu.
Angela ise kendini tamamen kaybetmişti; sırılsıklam olmuş saksonun her darbede nasıl derinlere indiğini hissediyor, kendi zevkini engelleyemiyordu artık. Kendi elleriyle göğüslerini tutup titrerken, yumuşacık amcığını adamın kocaman yarağına yaslıyor, neredeyse ağlıyordu zevkten ve acıdan karışık hâlde. Adam hiç yavaşlamadan kemiklerini çatlatır gibi sikmeye devam ediyor; kalçasını kadının üzerine gömerken birkaç devasa folloş hareketle en derin noktaya ulaşıyordu.
Sonunda patlama geldiğinde oda şehvet dolu çığlıklarla yankılanıyordu. Adam içinde boşalıp bütün gücünü kadının amcığına vermişti; yere yakın bir yerde çalışkanca inleten o çapraz dayanma ile bitirirken Angela yüksek sesle iniltiyor, kendinden geçiyordu adeta. Zahmetsizce mantar gibi kabaran damlalar bedenlerinden süzülüyor, o anın ağırlığını odada bırakıyordu. Kirli bir zafer gibiydi bu karşılıklı fahiş oyun; ikisi de yıkılmış ama doymuştu sonunda…