Naudi Nala, üvey kardeşinin kocaman yarığını gördüğü anda içindeki pis arzular alevlendi. Gözleri parladı, ağzını sulandıran o kalın sik sanki onu çağırıyordu. Önce dudaklarıyla sardı o devasa karağı, diliyle her santimini yaladı, amcığını emdiği anlarda adamın nefesi kesildi. Sloppy bir sakso yaptı; ısırarak, tırnaklarıyla hafifçe kaşıyarak adamın sikini delip geçiyordu neredeyse. Naudi’nin dili tam bir bomba gibiydi, yaragı hızla şişiriyor, salyasını her yerine bulaştırıyordu.
Üvey kardeşi dayanamadı artık, Naudi’nin başında titreyen büyük amına dokundu, parmaklarıyla onun ıslanmış küçük deliğini keşfe çıktı. “Şimdi sıra sende,” diye mırıldandı sertçe. Hemen yanına kıvrılıp sırt üstü yatırdı o folloş yengeci; Naudi’nin içinde kıvranan ateşi daha da alevlendirmek için iri penisiyle amcığına dayadı. İlk taşlamada bile aralarında feci bir sürtünme oldu; o güzelim ıslaklık adamın sert yarağını kaygan kaygan kabul etti adeta.
Her gözü dönmüş köklemede naza gelir gibi amcık genişledi, Naudi kendini tutamadı ve yüksek sesle inlemeye başladı. Yarağın dibine kadar girdiğinde her defasında sarkıtıp çekişi yoğunlaştı; yengecin yüzündeki acıya karışık zevk ifadesi adamın canına okuduğu anların sayısını arttırdı. Sonunda dayanılmaz doruğa ulaştılar ikisi de: Adamın yaragından fışkıran sıcak sıvılar Naudi’nin iyice açılmış amcığını doldurdu bir güzel. O ise tüm bedeninden gelen kasılmalarla kendini boşaltırken etrafa sıçrayan o beyaz sıvılar sahneyi tamamen ele geçirdi.
Nala’nın acayip sertliği ve kirli kokuları arasında geçen bu fahişe sevişme sonunda üvey kardeşin kalçasına sıkıca sarıldı ve daha fazlası için yalvarır pozisyona geçti. Her satırıyla korkunç ama doyumsuz bir kökleme yaşanmıştı orada; ne silkinmeler bitti ne de istekler son buldu.